Son onlarca yılda atıkların morfolojik bileşimi çok büyük ölçüde değişmiştir. Eskiden atıkların %70'e varan bölümü gıda atığı, tekstil, kâğıt ve ahşaptan, yalnızca %30'u polimerlerden oluşuyorduysa, bugün durum tümüyle tersine dönmüştür; yani atıkların %70'e varan bölümünü polimerler oluşturmaktadır. Bunların doğal olarak bozunma süresi onlarca, yüzlerce yıldır. Uzmanlar, 2030 yılına gelindiğinde atıkların yaklaşık %90'ının polimerlerden, plastiklerden, çok katmanlı tetra pak ambalajlardan, otomobil ve uçak iç kaplamalarından ve benzerlerinden oluşacağını öngörmektedir. Öte yandan bu atık malzemelerin yakılması, çevre üzerinde daha olumsuz ve daha toksik etkiler doğuracaktır. Atık bertarafında kullanılan teknolojilerin ezici çoğunluğu, çevresel güvenlik açısından, mevzuatın gerekliliklerini şimdiden karşılamamaktadır. Dünyanın her yerinde çeşitli ürünlerin ve hammaddelerin tüketimi büyümekte, atık artışının hızı yükselmekte, atık bertarafına yönelik etkili ve modern teknolojiler ise kritik ölçüde az kalmaktadır.
Bugün atık bertarafının başlıca yöntemi, atık yakma tesislerinde yakmadır. Süreç yüksek fırınlarda ve çimento fırınlarında yürütülür; ayrıca ayrıştırmanın ardından kalıntılar düzenli depolama sahalarına gömülür. 1 ton atığın yakılması, is ile birlikte furanlar, dioksinler, naftalin ve azotlu bileşikler gibi yüksek düzeyde toksik pek çok madde içeren 3.500 m³ baca gazının oluşmasına yol açar. Bu da (yapısal olarak) %60 ila %65 verime sahip pahalı arıtma teknolojilerinin kullanılmasını gerektirir; sonuçta çevre önemli ölçüde kirlenir ve bunun insan sağlığı üzerindeki sonuçları açıktır. Kanser vakalarındaki muazzam artış, kronolojik olarak, geçen yüzyılın 70'li yıllarının başından itibaren atık yakma teknolojilerinin endüstriyel bir atık bertaraf yöntemi olarak kullanılmaya başlanmasıyla çakışmaktadır. Endüstriyel uygulama olanakları ve çevresel parametreler açısından bugünkü aşamada en etkili atık bertaraf yöntemi, elektrik ark plazmasıyla gazlaştırma teknolojisidir.
Gazlaştırma, elektrotlar arasındaki yüksek gerilimli deşarjla elde edilen hava plazmasının uygulanmasıyla ve atık malzemenin yüksek sıcaklıkların etkisiyle temel bileşenlerine ayrışmasıyla gerçekleşir. Atığın gazlaştırılması süreci, geri dönüşümün ana ürünü olan sentez gazının üretimiyle yürütülür. Yöntemin başlıca dezavantajları, elektrotların yüksek fiyatı ve kısa kullanım ömrüdür (ortalama 400 saate kadar). Bunun yanında atık bertarafında, düşük işletme maliyetleri ve iyi çevresel özellikleriyle öne çıkan düşük sıcaklıklı piroliz yöntemi de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu yöntemin başlıca dezavantajı, elde edilen geri dönüşüm ürünlerinin – pirolitik yağ ve pirolitik karbon – nihai ürün olmaması ve ticari kullanım için ileri işleme gerektirmesidir. Yakın gelecekte atık bertarafının en umut verici yolu, birkaç yöntemin tek bir teknolojik çevrimde birleştirilmesi olacaktır: ayrıştırma + piroliz + plazma gazlaştırma. Ayrıştırma, geri dönüştürülebilir malzemelerin atıktan ayrılmasıdır. Piroliz, atıktan katı ve sıvı karbon içerikli malzemelerin ekonomik biçimde üretilmesidir. Plazma gazlaştırma ise atık işlemeye ait bütün kalıntıların ve ara ürünlerin sentez gazına dönüştürülmesidir.

